5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin 8. fıkrasının son cümlesi hükmü uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 18/02/2011 tarihinden itibaren deneme süresi içinde işlenen ikinci suç tarihi olan 29/04/2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın savunmasında, katılan ile aralarında sözlü bir anlaşma yapıldığını, ancak vergi dairesinin kira kontratı istemesi nedeniyle katılanın bilgisi dahilinde bu kontratı onun yerine imza atarak düzenlediğini, ancak vergi borcunun yüksek çıkmaması için aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak miktar kısmını farklı yazdığını beyan etmesi, katılanın ise sanığın savunmasını doğrulamaması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 1-Belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olduğundan, suç konusu belge aslının getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda sahte kira sözleşmesinin aldatma niteliğine sahip olup olmadığının tartışılması ve belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.