2. Hukuk Dairesi Esas No: 2008/6053 Karar No: 2009/8908
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2008/6053 Esas 2009/8908 Karar Sayılı İlamı
2. Hukuk Dairesi 2008/6053 E. , 2009/8908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ankara 5. Aile Mahkemesi TARİHİ :12.12.2007 NUMARASI :Esas no:2006/455 Karar no:2007/1293
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. İhtar döneminde davalı kadın tarafından 15.08.2005 tarihinde tedbir nafakası davası açılmış, ihtar 24.10.2005 tarihinde istenmiştir.Bu yönüyle ihtar isteği 15.08.2005 tarihinden itibaren geçmesi gereken en az dört aylık süre dolmadan 24.10.2005 tarihinde istenilmiş bulunduğundan geçersiz ihtar nedeniyle davanın reddi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 06.05.2009 çar. KARŞI OY YAZISI Davacı kocanın daha evvelce açtığı boşanma davası reddedilmiş, karar 21.05.2005’de kesinleşmiştir.Koca red kararının kesinleşmesinden itibaren 4 aylık süre geçtikten sonra 24.10.2005 tarihinde eşinin eve dönmesi için ihtar talebinde bulunmuş, ihtar kararı davalıya 22.11.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, ihtara dayalı bu dava ise 04.05.2006 tarihinde açılmıştır. Davalı kadının 15.08.2005 tarihinde açtığı nafaka davası reddedilmiş, bu kararda kesinleşmiştir.Bu durumda davalı kadının ayrı yaşamakta haklı olmadığı hükmen belirlenmiştir. Davalı, usuLüne uygun ihtar tebliğine rağmen ortak konuta dönmemekte haklılığını kanıtlayamamıştır.Davalı kadın, reddedilen nafaka davasının 29.12.2005 tarihli oturumunda da “eşinin kendisine barışma teklifinde bulunduğunu, ancak güvenemediği için, tekrar şiddet uygulayacağı endişesiyle barışma teklifini kabul etmediğini, bilahare de nafaka davası açtığını” beyan etmiştir. Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde yer alan diğer koşullar da gerçekleşmiştir.Mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle, değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.