Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2009/8591 Esas 2009/11550 Karar Sayılı İlamı

Abaküs Yazılım
2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2009/8591
Karar No: 2009/11550

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2009/8591 Esas 2009/11550 Karar Sayılı İlamı

2. Hukuk Dairesi         2009/8591 E.  ,  2009/11550 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Malatya l. Aile Mahkemesi
    TARİHİ :24.01.2008
    NUMARASI :Esas no:2006/218 Karar no:2008/40

    Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, velayet, kişisel ilişki, tazminatlar ve nafaka yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
    1-Toplanan delillerden evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı koca tamamen kusurludur.Terk nedenine dayalı bir dava bulunmamaktadır.Davalıdan kaynaklanan ve boşanmayı gerektirecek maddi bir olayın varlığı da kanıtlanamamıştır.
    Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
    Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
    Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
    Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. 2-Davacı kocanın temyizine hasren yapılan incelemeye gelince;
    a) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
    b)Davacı baba ile velayeti anneye verilen küçük E.N.’un farklı şehirlerde yaşadıkları anlaşılmaktadır.Davacının babalık duygusunu tatmin edecek, çocuğun da baba sevgi ve şefkatini tadacak şekilde yarı yıl tatilinde de kişisel ilişki tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/b bendinde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu yönlerinin yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeplerle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.06.2009 pzt.

     

    Bu web sitesi, sisteminin bir Üyesidir.