Haksız Tahrik - İşin Reddi Zorunluluğu - Şüpheli Veya Sanığın Birden Fazla Olması Hâlinde Savunma - Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010/1-35 Esas 2010/140 Karar Sayılı İlamı
Esas No: 2010/1-35
Karar No: 2010/140
Karar Tarihi: 08.06.2010
Haksız Tahrik - İşin Reddi Zorunluluğu - Şüpheli Veya Sanığın Birden Fazla Olması Hâlinde Savunma - Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2010/1-35 Esas 2010/140 Karar Sayılı İlamı
1. Ceza Dairesi 2010/1-35 E., 2010/140 K.
1. Ceza Dairesi 2010/1-35 E., 2010/140 K.
- HAKSIZ TAHRİK
- İŞİN REDDİ ZORUNLULUĞU
- ÅžÜPHELİ VEYA SANIÄžIN BİRDEN FAZLA OLMASI HÂLİNDE SAVUNMA
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 62 ]
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 152 ]
"İçtihat Metni"
Kasten öldürme suçundan sanıklar H... R... Ö... ile R... E... Ö...’in, 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 29/1, 62/1. maddeleri uyarınca 15’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve haklarında 53. maddenin uygulanmasına, aynı suça azmettirmekten sanık Adıgüzel Özdemir’in, 5237 sayılı TCY’nın 38/2, 81/1, 29/1, 62/1. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkında 53. maddenin uygulanmasına, sanık Filiz Kayahan’ın ise, 5237 sayılı TCY’nın 39/1, 82/1-d, 29/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hakkında 53. maddenin uygulanmasına, suç eÅŸyalarının TCY’nın 54. maddesi uyarınca zoralımına iliÅŸkin, M... 2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.12.2007 gün ve 354-511 sayı ile verilen ve adam öldürme suçundan verilen hükümler yönünden re’sen temyize tabi olan kararların, sanıklar müdafileri ve bir kısım katılanlar vekilleri tarafından da temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.03.2009 gün ve 6311-1245 sayı ile;
“…2- Sanık F.. ile A.."in gayriresmi birlikte yaÅŸadıkları, sanık F.."in eski eÅŸinden miras kalması üzerine otobüs alarak iÅŸletmesi için sanıklar A.. ve çocukları H..ve R.."e verdiÄŸi, bu sırada sanık F.."in kardeÅŸi olan maktul R.., F.."den 100.000 YTL.lik borcuna karşılık senet aldığı bu konuda protokol de yaptıkları ve borcunun karşılığı olarak, maktulün olaydan 15 gün önce sanık F.."e ait otobüse el koyduÄŸu, tarafların anlaÅŸması üzerine yeniden otobüsün çalışmaya baÅŸladığı, senedin vadesi olan 30.07.2006 tarihinde alacağını tahsil edemeyen maktul birkaç kez giriÅŸimden sonra olay günü otobüsün anahtarına tekrar el koyduÄŸu, dosya içeriÄŸi ile telefon kayıtları ve sanık H.."un vekili huzurunda usulüne uygun alınmış ilk ifadesinden de anlaşıldığı üzere, bunu öÄŸrenen sanık A.. oÄŸulları sanıklar H.. ile R.."i azmettirmek suretiyle maktulü bıçaklayarak öldürdükleri olayda;
a) Sanık A..’in adam öldürmeye azmettirme, sanıklar H.. ve R..’in adam öldürme suçları yönünden; öldürülenin sanıklardan F.."den senede baÄŸlı alacağını tahsil amacıyla sanıklar A.., H..ve R.."in F.. adına vekaleten iÅŸlettikleri otobüsün anahtarını alarak, otogarda bekletmesi nedeniyle olayın meydana geldiÄŸi, ortada hukuki anlaÅŸmazlığın bulunduÄŸu, maktulün eyleminin haksız fiil oluÅŸtursa bile kardeÅŸi sanık F.."e yönelik olduÄŸu, diÄŸer sanıklar A.., H.. ve R.."e yönelik haksız bir davranışın bulunmadığı gözetilmeden sanıklar lehine haksız tahrik hükmü uygulanarak eksik ceza tayini,
b) Sanık F..’in adam öldürme suçu yönünden;
Öldürme suçunda sanıklar A.., H.. ve R... ile fikir ve irade birliÄŸi içinde hareket ettiÄŸini, yardımda bulunduÄŸunu gösterir kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı anlaşıldığı halde, sanık F..’in beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi”
” isabetsizliÄŸinden, tahrik nedenine iliÅŸkin bozma nedeni yönünden oyçokluÄŸuyla, diÄŸer yönlerden oybirliÄŸiyle bozulmasına karar verilmiÅŸ, Daire Üyelerinden S.E. YaÄŸcı ile E. KarataÅŸ ise, yerel mahkemece tahrikin kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediÄŸi görüÅŸüyle (a) bendinde yer alan bozma nedeni yönünden karşı oy kullanmışlardır.
Yerel mahkeme ise, 29.06.2009 gün ve 164-204 sayı ile sanık F.. hakkındaki bozma nedenine uyarak bu sanığın beraatına karar vermiÅŸ, ancak tahrike iliÅŸkin bozma nedeni yönünden;
“Sanık F.. kocasından kalan parayı istediÄŸi ÅŸekilde tasarruf etme hak ve yetkisine sahiptir. Bu konuda sanık F..’in kardeÅŸi olan maktulün hiçbir hakkı bulunmamaktadır. Buna raÄŸmen, maktul R.. önce sanıkların iÅŸlettikleri otobüse el koyup sefere çıkmasına engel olmuÅŸ, buna karşılık 100.000 YTL’lik senet almış, ancak, süresinde bedelini alamayınca aynı eylemi yine gerçekleÅŸtirmiÅŸtir. Sanık A.. ile sanık F..’in birlikte yaÅŸamaları konusunda, sanık Adıgüzel’in eÅŸi dışında hiç kimsenin herhangi bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu konuda, var ise sanık Adıgüzel’in eÅŸinin yasal yollara baÅŸvurma hakkı bulunmaktadır. Sanıklar A.. ile F.. kendilerine yeni bir yaÅŸam saÄŸlamışlar, bu yeni hayat yolunda sanık Adıgüzel’in çocukları Harun ReÅŸit ve Resul Ekrem de yer almışlardır. Buna raÄŸmen, herhangi bir olumsuz durumla karşılaÅŸmamak için maktule oldukça yüksek bir meblaÄŸ olan 100.000 YTL’lik senet verilmiÅŸtir. Sanık F..’in bankadaki hesap durumu da gözetildiÄŸinde bu parayı rahatlıkla ödeyebileceÄŸi, maktul Ramazan’ın yasal yolla da olsa bu parayı tahsil edebileceÄŸi açıktır. Ancak, maktul R.. bununla yetinmemekte, daha fazla para elde etme çabası içerisine girmektedir. Söz konusu otobüs, sanıklar A.., H.. ve R..’in zilyetliÄŸi altındadır. Bu otobüs yoluyla geçimlerini saÄŸlamaktadırlar. Sanık Filiz ise, bu otobüsten elde edilecek para ile kredi borcunu ödeyecektir. Dolayısıyla, maktul Ramazan’ın haksız olarak otobüse el koyup sefere çıkmasına engel olması, sanıklar Adıgüzel, Harun ReÅŸit ve Resul Ekrem lehlerine haksız tahrik nedeni oluÅŸturmaktadır. Ancak, sanıkların rahatlıkla polise müracaat edip, maktul Ramazan’ın bu eylemi nedeniyle hakkında iÅŸlem yapılması, yasal yolla anahtarı geri almaları mümkün bulunmaktadır.
Ancak, Sanıklar Harun ReÅŸit, Resul Ekrem ve Adıgüzel’in öldürme eylemleri ile, maktul Ramazan’ın haksız olarak otobüse el koyup sefere çıkma eylemleri arasındaki aşırı oransızlık gözetildiÄŸinde, sanıklar Adıgüzel, Harun ReÅŸit ve Resul Ekrem’in cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 29/1 maddesi gereÄŸince 18 yıl hapse indirilmesine karar verilmesi gerekmiÅŸtir.
Bu itibarla, Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin; sanık Adıgüzel’in adam öldürmeye azmettirme, sanıklar Harun ReÅŸit ve Resul Ekrem’in adam öldürme suçları yönünden; öldürülenin sanıklardan Filiz’den senede baÄŸlı alacağını tahsil amacıyla sanıklar Adıgüzel, Harun ReÅŸit ve Resul Ekrem’in, Filiz adına vekaleten iÅŸlettikleri otobüsün anahtarını alarak, otogarda bekletmesi nedeniyle olayın meydana geldiÄŸi, ortada hukuki anlaÅŸmazlığın bulunduÄŸu, maktûlün eyleminin haksız fiil oluÅŸtursa bile kardeÅŸi sanık Filiz’e yönelik olduÄŸu, diÄŸer sanıklar Adıgüzel, Harun ReÅŸit ve Resul Ekrem’e yönelik haksız bir davranışın bulunmadığı, bu nedenlerle de, sanıklar lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmaması gerektiÄŸine dair bozma görüÅŸüne iÅŸtirak edilmemiÅŸtir”
” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiÅŸtir.
Bu hükmün de re’sen temyize tabi olması ve katılanlar vekili ile sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. BaÅŸsavcılığının “
“vekalet ücreti yönünden düzelterek onama”
” istekli 01.02.2010 gün ve 5335 sayılı tebliÄŸnamesi ile Yargıtay Birinci BaÅŸkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca deÄŸerlendirilmiÅŸ ve açıklanan gerekçelerle karara baÄŸlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıkların kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında çözülmesi gereken uyuÅŸmazlık, suçun haksız tahrik altında iÅŸlenip iÅŸlenmediÄŸinin belirlenmesine iliÅŸkindir.
Ancak, incelenen dosya içeriÄŸine göre, aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların kovuÅŸturma aÅŸamasında tek müdafii tarafından savunulmalarının, savunma hakkının kısıtlanması niteliÄŸinde olup olmadığı hususu, Yargıtay İç YönetmeliÄŸinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak ele alınıp öncelikle tartışılmıştır.
Bu konuda saÄŸlıklı bir çözüme ulaşılabilmesi için, konuya iliÅŸkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
5271 sayılı CYY’nın, “
“Åžüpheli veya sanığın birden fazla olması halinde savunma”
” baÅŸlığını taşıyan 152. maddesi, “
“Yararları birbirine uygun olan birden fazla ÅŸüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir”
” hükmünü taşımaktadır.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca avukatın, aynı iÅŸte menfaati zıt olan bir tarafa vekalet etmesi halinde, gelen iÅŸi reddetmesi zorunluluÄŸu getirilmiÅŸtir.
Yine Türkiye Barolar BirliÄŸince kabul edilen Avukatlık Meslek Kurallarının 35. maddesinde de, “
“Avukat aynı davada birinin savunması öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kiÅŸinin birden vekaletini kabul edemez”
” kuralına yer verilmiÅŸtir.
Bütün bu hükümlerden de anlaşılacağı gibi, menfaat zıtlığını dar anlamda yorum¬
¬lamamak gerekir. Burada, önemli olan, savunmanın hiçbir ÅŸekilde zafiyete uÄŸramamasıdır. Nitekim öÄŸretide de aynı görüÅŸ benimsenmiÅŸ, ÅŸüpheli veya sanıklardan birisinin savunulması ancak diÄŸer sanığın suçlanmasıyla saÄŸlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığını ve müdafilerinin deÄŸiÅŸik kiÅŸiler olması gerektiÄŸi belirtilmiÅŸtir. (Prof. Dr. Nur Centel –
– Doç. Dr. Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 6. Bası sh. 170)
Uygulamada Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 85-242 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, birlikte suç iÅŸlediÄŸi iddia edilen sanıkların müdafiliÄŸinin tek avukat tarafından üstlenilmesi halinde, bu durumun sanıklar arasındaki menfaat çatışması nedeniyle, bazı sanıkların savunmaları bakımından zafiyet yaratacağı ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doÄŸuracağı kabul edilmiÅŸtir.
Somut olayda, sanıkların kolluk tarafından ifadelerinin alındığı aÅŸamada dahi, aralarındaki menfaat çatışmasından bahisle baro tarafından farklı avukatlar görevlendirildiÄŸi halde, kovuÅŸturma aÅŸamasında, 26.11.2007 günlü oturumda Avukat Hakan Göçer’in, sanıklar Adıgüzel Özdemir, Harun ReÅŸit Özdemir ile Resul Ekrem Özdemir’in müdafii olduÄŸunu bildirerek duruÅŸmaya katıldığı, sanıkların diÄŸer müdafilerinin ise müdafilikten çekildikleri, bu aÅŸamadan sonra, adı geçen sanıkların ek savunmaları ve son savunmalarının alınmasında müdafii olarak Av. Hakan Göçer’in görev yaptığı, ilk hükmü ve direnme hükmünü de sanıklar adına temyiz ettiÄŸi, savunma ve temyiz dilekçelerinde de özellikle sanıklardan Harun ReÅŸit’in kolluk tarafından müdafii huzurunda alınan ifadesini reddetmek suretiyle savunma yaptığı anlaşılmaktadır.
Birlikte suç iÅŸlediÄŸi iddia edilen sanıklardan, birisi tarafından suçun tek başına ve ani geliÅŸen bir kararla iÅŸlenildiÄŸinin savunulması karşısında, diÄŸer sanıkların suça katılmadıklarının savunulmasının gerektiÄŸi, bu durumun da suçu tek başına iÅŸlediÄŸini savunan sanık yönünden savunmada zafiyet yaratacağı açıktır. Bu nedenle aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların, savunmalarının baÅŸka müdafiler tarafından üstlenilmesinin saÄŸlanması gerektiÄŸi nazara alınmadan, yerel mahkemece duruÅŸmaya devam edilerek hüküm kurulması, yukarıda açıklanan yasa ve meslek kurallarına aykırıdır.
Bu itibarla, direnme hükmünün, saptanan bu usul yanılgısı nedeniyle diÄŸer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2009 gün ve 164-204 sayılı direnme hükmünün, saptanan usul yanılgısı nedeniyle diÄŸer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.BaÅŸsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2010 günü yapılan müzakerede tebliÄŸnamedeki isteme aykırı olarak oybirliÄŸiyle karar verildi.
