Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs - Silahlı terör örgütüne üye olma - Silahlı terör örgütüne yardım etme - Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/4798 Esas 2019/3784 Karar Sayılı İlamı
Esas No: 2018/4798
Karar No: 2019/3784
Karar Tarihi: 18.04.2019
Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs - Silahlı terör örgütüne üye olma - Silahlı terör örgütüne yardım etme - Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/4798 Esas 2019/3784 Karar Sayılı İlamı
16. Ceza Dairesi 2018/4798 E. , 2019/3784 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : ... Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2017 tarih ve
2017/34 - 2017/167 sayılı kararı
3-...
Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teÅŸebbüs, Silahlı
terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım
etme
Hüküm : ... Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2017 gün ve
2017/34 Esas, 2017/167 Karar sayılı kararının
kaldırılması ile;
1-Sanık ... hakkında: TCK"nın 314/2,
62/1, 53/1, 58/9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun
5/1. maddesi uyarınca mahkumiyet,
2-Sanıklar ... ve ...
hakkında ayrı ayrı; TCK"nın 314/3 ve 220/7. maddeleri
delaletiyle TCK’nın 314/2, 220/7, 62/1, 53/1, 63.
maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi
uyarınca mahkumiyet,
3-Sanıklar ..., ... ve
... hakkında ayrı ayrı: Anayasal düzeni
ortadan kaldırmaya teÅŸebbüs suçundan; hüküm
kurulmasına yer olmadığına
Temyiz edenler : 1-Sanıklar müdafileri, 2-Bölge Adliye Mahkemesi
Cumhuriyet savcısı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, baÅŸvurunun süresi, kararın niteliÄŸi ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereÄŸi düÅŸünüldü;
Sanıklar ... ve ... müdafiilerinin duruÅŸmalı inceleme talebinin yasal ÅŸartları oluÅŸmadığından CMK"nın 299. maddesi gereÄŸince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından iÅŸin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluÅŸtuÄŸu duruÅŸma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, sanıkların savunmaları ve gerekçe içeriÄŸine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları Dairenin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu, cebir ve ÅŸiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüÄŸü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine baÅŸka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teÅŸebbüs etmeyi cezalandırmaktadır.
Bu suçla korunan hukuki deÄŸer, millet iradesine dayanan demokratik rejimdir (Prof. Dr. İ. Özgenç, Suç Örgütleri, 8. Bası, s. 224). Madde gerekçesinde de, siyasal iktidarın kuruluÅŸu ve iÅŸleyiÅŸine egemen olan ilkeleri belirleyen kurallar bütünü olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüÄŸü düzen ve bu düzene egemen olan ilkeler olarak belirtilmiÅŸtir.
Maddede maddi unsur olarak "teÅŸebbüs edenler" ibaresi kullanılmış olduÄŸundan, Anayasanın öngördüÄŸü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen üzerine baÅŸka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teÅŸebbüs edilmesi, cazalandırma için yeterlidir. Suç hem idare edenler hem de idare edilenler tarafından iÅŸlenebileceÄŸinden teÅŸebbüste aranılacak elveriÅŸlilik, suçun iÅŸleniÅŸ biçimi ve özellikle suçun bir tehlike suçu olduÄŸu dikkate alınarak, kullanılan cebir veya tehdidin netice elde etmeye elveriÅŸli olup olmadığının hâkim tarafından takdir edilmesi gerekir.
GörüldüÄŸü üzere, cebir ve ÅŸiddet bu suçun unsurunu oluÅŸturmaktadır. Bu nedenle Anayasal düzenin deÄŸiÅŸtirilmesine yönelik teÅŸebbüsün ancak cebir ve ÅŸiddet kullanılarak, yani bireylerin iradeleri zorlanmak suretiyle ifsat edilerek gerçekleÅŸtirilmesi gerekir. Kanunun aradığı cebrilikten maksadın fiziki/maddi cebir olduÄŸu açıktır.
Tipik eylem, cebir ve ÅŸiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüÄŸü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine baÅŸka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elveriÅŸli vasıtalarla teÅŸebbüs etmektir.
Bu suçun bu amaçla kurulmuÅŸ bir örgüt faaliyeti kapsamında iÅŸlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elveriÅŸliliÄŸinin deÄŸerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu hususun Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen suçun unsuru olmadığı kabul edilmektedir (Kangal s. 40; HafızoÄŸulları, TCK madde 302, s. 509; Yard. Doç. Namık Kemal Topçu, Devletin GüvenliÄŸine Karşı Suçlar, s. 75).
Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde yer alan amaçları gerçekleÅŸtirmeye yönelik araç suç, bu amaçları gerçekleÅŸtirmeye elveriÅŸli olmak kaydıyla icrai ya da ihmali hareketle iÅŸlenebilir (Eren-Toroslu, Özel Hükümler, s. 73; Soyaslan, Özel Hükümler, s. 582; AkdoÄŸan s. 25; Akbulut s. 135; Vural-MollamahmutoÄŸlulları, Türk Ceza Kanunu Yorumu, s. 1775; HafızoÄŸulları, TCK madde 302, s. 561; Yard. Doç. Namık Kemal Topçu, Devletin GüvenliÄŸine Karşı Suçlar, s. 91). Ancak, ihmali fiillerle bu suçun iÅŸlenebilmesi, sanığın gerçekleÅŸtirilmekte olan icraî fiiller yönünden görevi gereÄŸi önleme yükümlülüÄŸünün mevcudiyedine, baÅŸka bir deyiÅŸle garantör sıfatının bulunmasına baÄŸlıdır.
Cebir ve ÅŸiddet kullanılarak elveriÅŸli bir ya da eÅŸ zamanlı bir çok hareketle Anayasanın öngördüÄŸü düzeni, doÄŸrudan doÄŸruya, tanımlanan biçimde deÄŸiÅŸtirmeye yönelik bir fiilin icrasına baÅŸlandığı anda suç iÅŸlenmiÅŸ, suç yolu tüketilmiÅŸ olmaktadır (Manzini, Trattato, IV, s. 489; Fiandaca-Musco, Diritoo penale, Ps., s. 11; Antolisei, Manuale, Ps., II, s. 1011; Erem, Ceza Hukuku, HH., s. 78; YaÅŸar-Gökcan-Artunç, Ceza Kanunu, VI, s. 8468, Z. HafızoÄŸulları-M. Özen, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, s. 373).
Belirli bir plan içerisinde uygulamaya konulan sistemli ve örgütlü bir baÄŸlantı içinde organik bütünlük arz eden eylemler tehlike suçunun oluÅŸması için yeterlidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23/11/1999 tarih, 9-274/284 karar).
Suç, bir teÅŸebbüs suçu ise de gerek yargısal kararlarda gerekse doktrinde duraksamasız biçimde kabul edildiÄŸi üzere fiilin, hazırlık hareketlerinden çıkıp icra aÅŸamasına ulaÅŸması gerekir. Korunan deÄŸerlere matuf tehlike oluÅŸturmaya elveriÅŸli eylemlerin bu fiil kapsamında deÄŸerlendirilmesi nedeniyle suçun bir somut tehlike suçu olduÄŸunun kabulü gerekir.
Fiilin elveriÅŸli olup olmadığı her olayın özelliÄŸine göre; fiilin niteliÄŸi, iÅŸleniÅŸ biçimi, iÅŸlenme zamanı, toplumda meydana getirdiÄŸi etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı, faaliyet alanı, ülke genelindeki organik bütünlüÄŸü gibi ölçütler deÄŸerlendirilerek takdir edilecektir.
Suça teÅŸebbüsün kabulü için aranan elveriÅŸli vasıtalarla cebrî eylemlere baÅŸlanıp baÅŸlanmadığı araÅŸtırılırken ve vasıtanın elveriÅŸliliÄŸi takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doÄŸrudan doÄŸruya baÄŸ kurmak yoluna gidilirse TCK"nın 146. maddesinin de hiçbir olaya uygulanamayacağı ortaya çıkar. Bu sebeple gerçekleÅŸtirilen eylemlerin ve bu eylemlerde kullanılan vasıtaların tehlikeyi doÄŸuracak eylemin yapılmasına elveriÅŸli olup olmadığının takdiri yeterli kabul edilmiÅŸtir (Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 25/03/1983 tarih ve 70-73 sayılı kararı).
ElveriÅŸli/vahim eylemin diÄŸer tabirle araç suçun, hazırlık hareketi aÅŸamasından icra hareketi safhasına geçmesi, en azından teÅŸebbüs boyutuna ulaÅŸması, “amaçlanan sonucu doÄŸurabilecek icra hareketi olarak belirginleÅŸmesi gerekir.” (Yargıtay CGK"nın 09.02.2010 tarih ve 2009/9-103, 2010/22 sayılı kararı).
Yargıtay tarafından da uygulanagelen (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 tarih ve 1-153/206 sayılı kararı vb.) objektif teori-Frank formülüne göre;
Suçun kanuni tarifinde unsur veya nitelikli hal olarak belirtilmiÅŸ hareketlerin gerçekleÅŸtirilmesi halinde icra hareketlerinin baÅŸladığını kabul etmek gerekir. GerçekleÅŸtirilen bir hareketin icra hareketi teÅŸkil edip etmediÄŸinin belirlenmesinde, hareketin harici olarak deÄŸerlendirilmesiyle yetinilmemeli, özellikle bu hareketin suçun konusuyla yakın baÄŸlantı içerisinde olup olmadığı ve suçun konusu bakımından tehlikeye sebebiyet verip vermediÄŸi de araÅŸtırılmalıdır. Bir hareket kısmi olarak tipik olmasa da mahiyeti itibariyle yapılan deÄŸerlendirmeye göre tipik harekete zorunlu olarak baÄŸlı ise icra hareketi sayılmalıdır (Prof. Fatih Selami MahmutoÄŸlu - Av. .... -LLM, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümleri Åžerhi, s. 792, 793, 794; İçel, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 503 vd.; Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/Zafer Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, TeÅŸebbüs ve KusurluluÄŸa, s. 20; Prof. Dr. Mahmut Koca ve Prof. Dr. İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, s. 408).
Hukuk normları, ya yasaklayıcı norm ya da emredici norm olarak ortaya çıkarlar. Yasaklayıcı norm, belli bir hareketin yapılmasını yasaklar. Zira yasaklanan hareketin yapılması halinde bir hak ihlali söz konusu olacaktır. Ceza kanunlarındaki suçların çoÄŸu yasaklayıcı normun ihlal edilmesiyle iÅŸlenen suçlardır. Yasaklayıcı normun ihlali ancak icraî bir hareketle gerçekleÅŸtirilebilir. Emredici norm ise, belli bir hareketin yapılmasını emreder. Bu hareket yapılmadığında bir hak ihlal edilmiÅŸ olacaktır. Bu nedenle ihmali suçlar cezayı gerektiren emredici normlara karşı gelmek suretiyle iÅŸlenebilir. Bu doÄŸrultuda Ceza Kanunumuzun özel kısmında suçlar çeÅŸitli ÅŸekillerde tasnif edilirken, ayrımlardan birisi de gerçekleÅŸtirilen hareketin ÅŸekline göredir. Bunlar icrai suç ve ihmali suç olarak ayrıma tabi tutulmuÅŸtur.
İhmal, Türkçe sözlükte; “gereken ilgiyi göstermeme, boÅŸlama, savsaklama, savsama, önem vermeme” olarak, Osmanlıca-Türkçe büyük lügatta da “ehemmiyet vermemek, yapılması lazım iÅŸi sonraya bırakma, dikkatsizlik, baÅŸlayıp bırakmak, terk etmek” ÅŸeklinde açıklanmaktadır.
"İhmali ifade etmek üzere; olumsuz, menfi, negatif hareket; icrai ifade etmek üzere de olumlu, müspet, pozitif hareket terimlerine rastlanmaktadır" (Hakan Hakeri, Kasten Öldürme Suçları, 2006 baskı, s. 69).
Hukuksal yararlara saygı gösterilmesi gereÄŸi iki ÅŸekilde ihlal edilebilir. İlki, bir hukuki yarara tecavüz teÅŸkil edilen bir hareketin yapılması, ikinci olarak da hukuki yararı koruyan hareketin yapılmaması suretiyle (Gössel, 323). Bununla beraber garantörsel ihmali suçları da bu ayrıma dahil ederek üçüncü bir ayrım yapılabilir. Nitekim icra ve ihmal ile iÅŸlenebilen suçların yanısıra hem icrai hem de ihmali hareketlerle iÅŸlenebilen suçlar da söz konusu olabilir (Hakeri, age, s. 70).
İhmali suçlar iki guruba ayrılmaktadır. Birinci gurup, gerçek ihmali suçlar olup “ihmali hareketin bizzat suç tipinde gösterildiÄŸi suçlardır.” Bu suçlarda tipiklik, kanunda tarif edilen belli bir emredici normun kasten yerine getirilmemesiyle gerçekleÅŸir. İhmali davranışın sonucunda ayrıca bir neticenin meydana gelmesi bu suçların oluÅŸması için zorunlu deÄŸildir.
Gerçek olmayan ihmali suçlar ise “tipe uygun bir neticenin engellenmemesi suretiyle gerçekleÅŸtirilen suçlardır.” Fakat bunun için failin özel bir hukuki yükümlülük (garantörlük) altında bulunması gerekir. Ancak garantör olan bir kimse gerçek olmayan ihmali suçun faili olabileceÄŸinden, bu suçlar gerçek özgü suçlardır. Ceza kanununda düzenlenen her suç, hem icrai hem de ihmali hareketle iÅŸlenebilir. Kural olarak icrai hareketle iÅŸlenebilen bir suçun ihmali hareketle de iÅŸlenebilmesine gerçek olmayan ihmali suç denmektedir. Keza bir suçun kanuni tanımında belli bir davranışta bulunma veya belli bir neticeye sebebiyet verme cezalandırılmaktadır. Gerçek olmayan ihmali suçlar, neticeli suçlardır. Bu suçlarda, mutlaka neticeyi önleme yönünden hukuki yükümlülük bulunması gereklidir.
Gerçek olmayan ihmali suçların tamamlanabilmesi için tipe uygun neticenin meydana gelmesi gerekir. Ancak, netice de faile objektif olarak isnat edilebilmelidir. İcrai suçlarda objektif isnadiyet, failin neticeye sebebiyet vermesini gerektirmektedir. İhmali suçlarda da nedensellik bağı ve objektif isnadiyet sorumluluk için ÅŸarttır. Ancak, icrai suçlarda olduÄŸu gibi netice hareketin fiziki bir sonucu olmasından ziyade, hukuken beklenen hareket yapılmış olsaydı tipe uygun neticenin gerçekleÅŸip gerçekleÅŸmeyeceÄŸine bakılmalıdır. BaÅŸka bir deyiÅŸle, ihmali hareket olmasaydı, yani icrai bir hareket yapılsaydı netice meydana gelmeyecekti denilebiliyorsa, ihmali hareketle netice arasında nedensellik bağı vardır. Aksi taktirde ihmali hareketten doÄŸan sorumluluÄŸun sınırlarının aşırı ÅŸekilde geniÅŸletilmesi söz konusu olacaktır.
Neticenin önlenmesi hususundaki yükümlülük “koruma yükümlülüÄŸü” veya “gözetim yükümlülüÄŸü” olarak adlandırılmaktadır. Garantörlük kavramı olarak ifade edilen bu durum; kanundan, sözleÅŸmeden ve kendisinin yaratmış olduÄŸu tehlikeli durumdan kaynaklanabilir.
Türk Ceza Hukuku uygulamasında kabul edilen ve uygun illiyet teorisini esas alan “karma uygunluk teorisi”ne göre; neticenin isnat edilebilirliÄŸi bakımından, nedensellik bağı gerekli fakat yeterli deÄŸildir. Neticenin sanığa isnat edilebilmesi için eyleminin, neticeyi meydana getirmeye uygun ve elveriÅŸli olmasının yanında, meydana gelen neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesi gereklidir. Objektif isnadiyetten bahsedebilmek için netice, “failin eseri olmalıdır.”
İlliyet bağının, örgütlü suçlar/terör örgütleri baÄŸlamında deÄŸerlendirilmesine gelince; her halde suçun oluÅŸması için, failin amaca yönelik iÅŸlediÄŸi vahim eylem/elveriÅŸli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekir.
Kanun koyucu, TCK’nın 20/1. maddesinde yer alan “cezaların ÅŸahsiliÄŸi" ilkesini de gözeterek örgüt mensuplarının örgütteki konumu ve fiilinin niteliÄŸine göre ayrı ayrı suç tanımlamaları yaparak ceza adaleti bakımından dengeli bir sorumluluk rejimi belirlemiÅŸtir.
Terör örgütlerinin her kademesindeki mensuplarının, hatta yardım edenlerinin bile, örgütün “devletin birliÄŸi ve ülke bütünlüÄŸünü bozmak ya da anayasal düzenini ortadan kaldırmak" ÅŸeklindeki nihai amacını bildiklerinde ÅŸüphe olmadığı halde, örgüte yardım eden, örgütün hiyerarÅŸik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüt adına suç iÅŸleyen, örgütün üyesi, yöneticisi veya kurucusu olanlar arasında hiçbir ayrım yapmaksızın her eylemin amaç suç olan TCK’nın 302 ve 309. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılması gerekeceÄŸi gibi bir sonuca ulaÅŸmak mümkün deÄŸildir. Yüksek Yargıtayın yerleÅŸik uygulamaları da bu yöndedir.
Amaç suç yönünden elveriÅŸli/vahim olduÄŸu takdirde silahlı bir örgütün veya silahlı kuvvetlere mensup unsurların Türkiye Büyük Millet Meclisini, CumhurbaÅŸkanlığını ya da benzer kurumları kuÅŸatması halinde silah kullansın ya da kullanmasın fiziki cebrin mevcudiyetinde tereddüt edilemez. Harpte ülkeyi korumak veya gereÄŸinde siyasi iktidarın inisiyatifiyle kamu düzenini saÄŸlamak amacıyla verilen devlete ait silah, tank ve uçağın kanuna aykırı bir ÅŸekilde, Anayasal düzeni yıkmak amacıyla kullanılması halinde tipik eylem gerçekleÅŸmiÅŸ olacaktır.
Bu suçun, bu amaçla kurulmuÅŸ örgütün faaliyeti çerçevesinde, örgütün kurucusu, yöneticisi, üyesi ve üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç iÅŸleyen bir kiÅŸi tarafından da iÅŸlenmesi mümkündür. TCK"nın 220/5. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle, örgüt yöneticisinin bu suçun faili olması bakımından elveriÅŸli fiilleri bizzat iÅŸlemesi zorunlu deÄŸildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüÄŸü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine baÅŸka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doÄŸrudan genel kast ile iÅŸlenebilen bir suçtur.
Araç fiilin iÅŸlenmesine yönelik icra hareketi, hem araç suçun hem de tehlike suçu niteliÄŸindeki amaç suçun icra hareketini oluÅŸturduÄŸundan sanık hukuki anlamda tek bir fiil ile kanunun birden fazla hükmünü ihlal etmekle, Türk Ceza Kanununun 44. maddesinin uygulanması gerekmekte ise de TCK"nın 309/2. maddesindeki düzenleme, fikri içtima kurumunun uygulanmasının önlenmesine getirilen bir düzenleme olduÄŸundan araç ve amaç suçlar yönünden her olayda kural olarak gerçek içtima hükümleri uygulanacaktır.
Türk Ceza Kanununun 311. maddesinin gerekçesi de gözetildiÄŸinde bu suçun iÅŸlenmesi sırasında kasten öldürme, nitelikli yaralama veya kamu mallarına zarar verme gibi suçların iÅŸlenmesi halinde amaç suç yanında ayrıca bu suçlardan da cezaya hükmolunacaktır. Ancak, suçun unsuru olarak sayılan "cebir ve ÅŸiddet"in basit hallerinin iÅŸlendiÄŸi araç suçlar yönünden, cezalandırılan amaç suçla birlikte ayrıca mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır.
Araç suçlar bakımından içtimaya iliÅŸkin genel hükümlerin uygulanması mümkündür. Hukuki ve fiili kesintiye kadar gerçekleÅŸtirilen birden fazla araç suç için bir kez Anayasayı ihlal suçu oluÅŸur.
Anayasayı ihlal suçunun, aynı anda yasama organına karşı ve hükûmete karşı suçla birlikte iÅŸlenmesi halinde her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilip gidilemeyeceÄŸi hususuna gelince;
Aynı hukuki deÄŸerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun tüm unsurlarıyla gerçekleÅŸtiÄŸi durumlarda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları cihetine gidilemeyecektir.
Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iÅŸtirak halinde gerçekleÅŸtirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müÅŸterek faillik söz konusu olacaktır.
MüÅŸterek faillik için iki ÅŸartın birlikte gerçekleÅŸmesi gerekmektedir:
1- Failler arasında birlikte suç iÅŸleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun iÅŸleniÅŸi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
MüÅŸterek faillikte, birlikte suç iÅŸleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduÄŸu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. MüÅŸterek faillik; suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleÅŸtirilmesidir. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun iÅŸlenmesinde yaptıkları katkının, diÄŸerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müÅŸterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müÅŸterek fail, suçun icrasına iliÅŸkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. Fiilin baÅŸarı ile tamamlanması açısından yapılan iÅŸ bölümü doÄŸrultusunda bizzat fiili icra etmeyen diÄŸer kiÅŸinin katkısı önemli bir fonksiyon icra etmiÅŸse, bu kiÅŸi de müÅŸterek faildir.
Suçun iÅŸleniÅŸine katkıda bulunanların müÅŸterek fail sayılabilmesi için mutlaka suçun iÅŸlendiÄŸi yerde olması gerekli deÄŸildir. Olay mahallinde bulunmamakla birlikte uzaktan suçun birlikte iÅŸleniÅŸini etkileyen önemli bir katkıda bulunulması halinde müÅŸterek faillik söz konusu olur. Uzak bir pozisyondan olay yerinde etkili bir konumda olan fail telefon ve telsiz gibi iletiÅŸim araçlarıyla koordine eden veya suçun iÅŸleniÅŸi anında telefonla talimat veren kiÅŸi de bizzat müÅŸterek faildir (Roxin, 2 s. 25, kn 200 Atfen, Koca -Üzülmez age.440 syf; Özgenç,Gazi ÅŸerhi,genel hükümler,3. baskı,s493).
Suçun icrası açısından müstakil bir fonksiyonu olmayan bir katkı müÅŸterek faillik için yeterli deÄŸildir. Suçun iÅŸleniÅŸine bulunulan katkı hazırlık hareketlerinden ibaretse,suç üzerinde müÅŸterek hakimiyet kurulduÄŸundan bahsedilemez, bu durumda suça yardım eden olarak katılmak söz konusu olacaktır (Özgenç,age,s 499).
Suça asli olarak iÅŸtirak etmek ile fer"i ÅŸekilde katılma arasındaki kriterler belirlenirken; suçu doÄŸrudan doÄŸruya beraber iÅŸleyenlerle, fer"i maddi faillerin durumları sıksık birbirine karıştırılmaktadır. Esas itibariyle suçu doÄŸrudan doÄŸruya birlikte iÅŸleyen faillerin hareketleri ne suçun unsuru, ne de ÅŸiddet sebebi olmayıp fer"i niteliktedirler. Fakat maddi ÅŸekilleri, suçun icrası ile aynı oluÅŸları ve suçun icrasında birinci derecede etkili bulunuÅŸları nedeniyle bu hareketleri gerçekleÅŸtirenler asli fail olarak kabul edilmiÅŸlerdir. Fer"i iÅŸtirakte ise suça ikinci derece katılma söz konusu olup, asli maddi failin suç teÅŸkil eden hareketleri ile yardımcısı durumundaki fer"i failin hareketleri arasında bir baÄŸlantı vardır (CGK, 23/11/1981 gün ve 214-385 sayılı kararı).
Hareket üzerinde hakimiyet kurmak birlikte irtikap etme ÅŸeklinde gerçekleÅŸebileceÄŸi gibi zımni veya açık bir iÅŸbölümüne dayalı olarak hareketi birlikte gerçekleÅŸtirmeyi de kapsayabilir. Fakat bir baÅŸkasının bu hakereti yapması için gereken ortamı hazırlayanlardan herbirisi de fail sayılabilecektir (CGK 20/01/2009 gün 1/232-2 sayılı kararı).
Suçun icrasına iÅŸtirak etmekle birlikte, iÅŸleniÅŸine bulunduÄŸu katkının niteliÄŸi gereÄŸi kanuni tanımdaki fiili gerçekleÅŸtirmeyen diÄŸer suç ortaklarına “ÅŸerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da ÅŸeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı ÅŸekilde düzenlenmiÅŸtir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleÅŸtirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleÅŸen fiilden 5237 sayılı Kanunun 40. maddesinde düzenlenen baÄŸlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
TCK"nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1-Bir suçun iÅŸlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeÅŸitli ÅŸekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
aa)Suçun iÅŸlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
bb)Suçun iÅŸlenmesinden önce veya iÅŸlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaÅŸtırmak olarak sayılmış,
2- Manevi yardım ise;
aa) Suç iÅŸlemeye teÅŸvik etmek,
bb) Suç iÅŸleme kararını kuvvetlendirmek,
cc)Suçun iÅŸlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
dd)Suçun nasıl iÅŸleneceÄŸi konusunda yol göstermek ÅŸeklinde belirtilmiÅŸtir.
KiÅŸinin eyleminin, bir suça katılma aÅŸamasına ulaşıp ulaÅŸmadığı, ulaÅŸmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aÅŸamasındaki durumu deÄŸil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliÅŸ biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte deÄŸerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme" yi müÅŸterek faillikten ayıran en önemli unsur, kiÅŸinin suçun iÅŸleniÅŸi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/l-558-480 sayılı kararı).
Örgüt kurma suçu çok failli bir suçtur. Suçun oluÅŸumu için en az üç kiÅŸinin bir araya gelmesi zorunludur.
Suça iÅŸtirakten bahsedebilmek için de birden fazla kiÅŸiye ihtiyaç vardır. Bir suçun icrasına iÅŸtirak eden suç ortaklarının, suçun iÅŸleniÅŸine bulundukları katkılar göz önünde bulundurularak sorumluluk statüleri belirlenir.
Örgüt kurma suçunun iÅŸtirakten farkı, örgütün devamlılığı ve belirlenmemiÅŸ sayıda suç iÅŸlemek amacıyla bir birleÅŸmenin söz konusu olmasıdır. Suça iÅŸtirak için kasten ve hukuka aykırı iÅŸlenmiÅŸ bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun iÅŸleniÅŸine iÅŸtirak eden her fail diÄŸerlerinin cezalandırılmasını önleyen kiÅŸisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
TCK’nın 220/5. maddesinde “Örgüt yöneticileri, örgüt faaliyeti çerçevesinde iÅŸlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.” denilerek örgüt yöneticileri hakkında özel faillik düzenlemesi ile TCK’nın 20. maddesindeki “ceza sorumluluÄŸunun ÅŸahsiliÄŸi” ve faillik bakımından “fiil üzerinde müÅŸterek hakimiyet kurma” ilkelerine istisna getirilmiÅŸtir.
Faillik, birlikte suç iÅŸleme kararı yanında, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmayı da gerektirir. Zira örgütlü suçlarda nihai amaçta birleÅŸme nedeniyle birlikte suç iÅŸleme kararının varlığı kabul edilse dahi fiil üzerinde müÅŸterek hakimiyet kurulmadığından, gerçekleÅŸen suçlar bakımından örgüt yöneticileri dışında kalan örgüt mensuplarının, örgüt faaliyeti kapsamında iÅŸlenen her suç yönünden müÅŸterek fail olarak sorumlu tutulamayacağında tereddüt yoktur.
TCK"nın 39. maddesinde düzenlenen suça iÅŸtirak kapsamındaki yardım etme ile aynı Kanunun 220/7. maddesinde tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemleri nitelik itibariyle birbirlerinden farklıdır. Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde iÅŸlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teÅŸkil eden eyleminin, hem yardım edilen suç bakımından ÅŸeriklik kapsamında hem de ÅŸartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında deÄŸerlendirilmesi gerekirken somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/deÄŸerlendirilmek üzere gerçekleÅŸtirilen yardımların TCK’nın 220/7. maddesinde düzenlenen suçu oluÅŸturacağı gözetilmelidir.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleÅŸtirmeye yönelik bir fiil iÅŸlenmesi hususunda iÅŸtirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iÅŸtirakin her ÅŸeklinin uygulanması mümkündür (Eren Toroslu, Özel Hükümler, s. 74; HafızoÄŸulları, Türk Ceza Kanununun 302. maddesi, s. 559; Kangal s. 55; AkdoÄŸan s. 31; Gözübüyük, s. 10; Yard. Doç. Dr. Namık Kemal Topçu, Devletin GüvenliÄŸine Karşı Suçlar, s. 200). Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre ise (Yargıtay CGK"nın 10.12.1990 tarih ve 9-301/329 sayılı kararı, Yargıtay 9. CD"nin 24.03.2011 tarih ve 869-187, 15.07.2009 tarih ve 2008/21722, 2009/8587, 1999/1673, 2000/345 sayılı kararları) elveriÅŸli nitelikteki belirli bir araç fiilin iÅŸleniÅŸine katkı sunmakla birlikte, sunduÄŸu katkı tek başına vahamet arz etmiyorsa ve fail, fiilin iÅŸleniÅŸi üzerinde müÅŸterek hakimiyet kurmamışsa niceliÄŸi ve niteliÄŸi itibariyle bu gibi suçlarda fer"i iÅŸtirak hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığından, failin sorumluluÄŸunun TCK"nın 309. maddesine yardım etmek olarak deÄŸil ve fakat konumu, eylemin niteliÄŸi ve delil durumu itibariyle TCK"nın 314/2 ya da 220/6 veya 220/7 maddesi delaletiyle 314/2 veya 315. maddeleri kapsamında deÄŸerlendirilmesi gerekmektedir.
Mensup olduÄŸu örgütle kurduÄŸu baÄŸ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında iÅŸlenen anayasayı ihlal suçuna iliÅŸkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teÅŸebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri /görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir deÄŸer taşıyan icra hareketlerini gerçekleÅŸtirenlerin ya da görev paylaşımı baÄŸlamında henüz sırası gelmemiÅŸ icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların (Özgenç İ, age, s. 332) bu suç yönünden müÅŸterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
5237 sayılı TCK"nın 220/5. maddesi gerekçesi ile birlikte deÄŸerlendirildiÄŸinde, yönettiÄŸi örgütün gücünden yararlanarak talimat alanın iradesi üzerinde hakimiyet kuran yöneticinin, serbest iradesi ile hareket etmeyen ve bir suç örgütü mensubu olarak suç iÅŸleme kararının varlığının kabulünde zorunluluk bulunan fail arasında azmettiren-azmettirilen iliÅŸkisinden bahsetme imkanı da bulunmamaktadır. Kanunun kabul ettiÄŸi sistemde, yöneticinin örgütün faaliyeti çerçevesinde iÅŸlenen suçlardan dolaylı fail olarak sorumlu tutulduÄŸu görülmektedir.
MüÅŸterek faillik ile TCK"nın 39/2-c maddesinde düzenlenen suçun iÅŸlenmesinden önce veya iÅŸlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaÅŸtırmak ÅŸeklinde ortaya çıkan ÅŸerikliÄŸin,her olayın özelliÄŸine göre; suçun iÅŸleniÅŸine bulunulan katkının arzettiÄŸi önem, zaruret göz önünde bulundurularak hakim tarafından ayırt edileceÄŸi kabul edilmektedir. MüÅŸterek faillikte/fiil hakimiyetinde, fiilin icrası veya akim kalması müÅŸterek faillerden her birisinin elinde bulunmaktadır. Yardım eden ÅŸerik suçun icrasını failin inisiyatifine havale etmektedir (Özgenç İ, Suç örgütleri, s. 332; Türk Ceza Hukuku s. 490).
Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen suça iÅŸtirakten bahsedebilmek için sadece araç fiil/suç bakımından deÄŸil, ayrıca amaç suç bakımından da iÅŸtirak iradesinin varlığı aranmalıdır.
Bir kiÅŸinin maddede belirtilen amaçlara yönelik bir örgütün kurucusu ya da üyesi olması, tek başına TCK"nın 309. maddesindeki suça iÅŸtirak ettiÄŸi anlamına gelmez (Özek, Silahlı Çete, s. 366-374; Akbulut, Ülke BölücülüÄŸü, s. 130). Bu fiiller, TCK"nın 314. maddesinde bağımsız bir suç olarak düzenlenmiÅŸtir. Bu sıfatları haiz kiÅŸilerin TCK"nın 309. maddesindeki suça iÅŸtirakten sorumlu tutulabilmeleri için; örgütün faaliyeti çerçevesinde iÅŸlenen ve bu amacı gerçekleÅŸtirmeye elveriÅŸli nitelikteki belirli bir araç fiil bakımından, hem iÅŸtirak iradelerini ortaya koymaları hem de maddi veya manevi nitelikte nedensel bir katkıda bulunmaları gerekmektedir. Bu kiÅŸilerin maddede sayılan amaçları gerçekleÅŸtirmek için salt bir örgütün çatısı altında bir araya gelmeleri, örgütün faaliyeti çerçevesinde iÅŸlenen araç suçlara da iÅŸtirak etmiÅŸ sayılmaları anlamına gelmeyecektir (Yard. Doç. Dr. Namık Kemal Topçu, Devletin GüvenliÄŸine Karşı Suçlar, s. 202).
Suça iÅŸtiraktan söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil iÅŸleme hususunda iÅŸtirak iradelerini ortaya koyan kiÅŸilerin hepsinin bu amaçla kurulmuÅŸ bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
Failin fiil hakkındaki bilgisi iÅŸtirak iradesini saÄŸlamaya yeterli deÄŸildir. Olsa olsa bildiÄŸini ihbar etmemekten doÄŸan sorumluluk veya hazırlık hareketlerine katılma nedeniyle (mülga 765 sayılı) TCK 168 ve 171. maddelerindeki (5237 sayılı TCK"nın 314, 316. maddelerindeki) suçlar tahakkuk edebilir (Özek, age, s. 172).
Bu açıklamalar ışığında somut olay deÄŸerlendirildiÄŸinde:
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin deÄŸiÅŸtirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000"in üzerinde askerî personel tarafından savaÅŸ uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74"ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000"e yakın hafif silahın kullanılarak; CumhurbaÅŸkanına suikasta teÅŸebbüs edilmiÅŸ, TBMM ve CumhurbaÅŸkanlığı Külliyesi baÅŸta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, BaÅŸbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleÅŸtirilmiÅŸ, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4"ü asker, 63"ü polis ve 183"ü sivil olmak üzere toplam 250 "den fazla kiÅŸi ÅŸehit edilmiÅŸ, 23"ü asker, 154"ü polis ve 2.558"i sivil olmak üzere toplam 2.735 kiÅŸi de yaralanmıştır.
15 Temmuz 2016 günü iÅŸlenen somut darbe teÅŸebbüsü, TCK"nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doÄŸuran vahim eylemler vasfını aÅŸarak, anayasal düzeni doÄŸrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiÅŸ, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüÄŸünden ve etkinliÄŸinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve baÅŸarısı eÅŸ zamanlı, senkronize hareketlere baÄŸlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iÅŸtirak iradesi gereÄŸince ve iÅŸ bölümü doÄŸrultusunda bulunduÄŸu mahal ve konumuna uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai (ya da garantör olunan hallerde ihmali) harekette bulunarak bu suça iÅŸtirakin her halinin mümkün olduÄŸunun kabulü gerekir.
TCK"nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduÄŸundan suçun oluÅŸması için ayrıca bir neticenin gerçekleÅŸmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya iÅŸlediÄŸi elveriÅŸli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teÅŸebbüsün kabulü için aranan elveriÅŸli vasıtalarla cebri eylemlere baÅŸlanıp baÅŸlanmadığı araÅŸtırılırken ve vasıtanın elveriÅŸliliÄŸi takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doÄŸrudan doÄŸruya baÄŸ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleÅŸtirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduÄŸu mahalde/sorumluluk sahasında da doÄŸrudan doÄŸruya ya da araç suçlar yönünden icrasına baÅŸlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduÄŸu gibi garantörlük yükümlülüÄŸünü ihmal etmek suretiyle de iÅŸtirak edebileceÄŸi görülmektedir.
Åžayet emrin konusu suç teÅŸkil ediyorsa, Anayasanın 137/2 ve TCK"nın 24/3 maddeleri gereÄŸince böyle bir emrin yerine getirilmesinden emri veren azmettiren, yerine getiren ise fail olarak sorumlu tutulacaktır (Dairenin 2017/1443-4758 sayılı kararı). Azmettirenin sorumluluÄŸu, kanunda hazırlık hareketleri ayrıca suç olarak düzenlenmemiÅŸse failin eyleminin en azından teÅŸebbüs aÅŸamasına ulaÅŸmasına baÄŸlıdır. Konusu suç teÅŸkil eden emirle azmettirilenden garantörlük yükümlülüÄŸünü yerine getirmemesi isteniyorsa, eylemin teÅŸebbüs aÅŸamasına ulaÅŸması için yasaklayıcı normun ihlaline yönelen icrai bir hareketin gerçekleÅŸmesi, failin de neticeyi önleme hukuki yükümlülüÄŸünü yerine getirmemesi gerekmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince de isabetli görülen ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararına göre; 15 Temmuz 2016 günü, ... İl Jandarma Komutanı vekili olarak görev yapan, saat 21:30 sıralarında alaydaki harekat merkezinde görevli bir astsubayın, o gün gerçekleÅŸen yaralamalı bir trafik kazasını genel komutanlık harekat merkezine bildirmek için aradığında “ÅŸimdi kazanın sırası deÄŸil, TSK yönetime el koydu, sıkıyönetim ilan edildi, sıkıyönetim Kanunundaki görevlerinizi yapın” ÅŸeklindeki talimatı kendisine iletmesi üzerine darbe giriÅŸiminden haberdar olan, saat 22:31’de PER:26702250-192097480-16/PER.PL.YNT.D. GEN.AMİRAL/1 sayılı, "Sıkıyönetim Direktifi" konulu Kurmay Albay ... ve Personel Plan ve Yönetim Daire BaÅŸkanı TuÄŸgeneral .... tarafından imzalandığı anlaşılan ve MEDAS sistemi üzerinden ... İl Jandarma Komutanlığına gönderilen mesaj emir ve eklerini, saat 22:47’de geldiÄŸi, alayda diÄŸer mesajlarla birlikte teslim aldıktan sonra ..."ye “.... ’dan bir general gelecek, beraberinde getireceÄŸi albay, yüzbaşı, personel, ilçe jandarma komutanlarını atayacak”diyen, ne yapmaları gerektiÄŸini soran.... ye “yapacak bir ÅŸey yok” diyerek yasa dışı mesaj emir ve eklerini de saat 23:15"de baÄŸlı ilçe jandarma komutanlıklarına çektiren, mesaj gönderilen birliklerin kendisinin bilgisi dışında bir iÅŸ yapmamalarını ilettirdikten sonra BirliÄŸinden ayrılarak İl Valisi olan eÅŸi ile birlikte bir kamu kurumuna ait tesise giderek kalkışmanın seyrini takip eden, gönderilen mesajlarla ilgili bilgi almak için defaatle yaptığı aramalara raÄŸmen İl BaÅŸsavcısının telefonlarına çıkmayan sanık Kurmay Albay ..."nın,
Saat 22:16’da Anayasanın 122. maddesinde düzenlenen usule ve yürürlükteki mevzuata açıkça aykırı olan Genel Kurmay BaÅŸkanlığı’nın 15.07.2016 tarihli YSK:26702250-1920-97470-16/SKKHMA sayılı “Hazırlık İkazı ve Birlik İntikali” konulu tüm birlik ve karargahların en kısa sürede hazırlıklarını tamamlaması, Genel Kurmay BaÅŸkanlığınca verilecek emirleri icra etmek maksadıyla hazır halde bulundurulması emrini havi mesajı, saat 22:18’de YSK:26702250-1920-97471-16/ PER.PL. ve YNT.D.GEN.AMİRAL/1 sayılı “Karargah Sorumlularının Belirlenmesi” ve saat 22:31’de de YSK:26702250-1920-97475-16/PER.PL. ve YNT.D.GEN.AMİRAL/1 sayılı “Katılışlar” konulu Kurmay Albay ... ve Personel Plan ve Yönetim Daire BaÅŸkanı TuÄŸgeneral ... tarafından imzalandığı anlaşılan mesaj emirlerinin MEDAS sistemi üzerinden ... İl Jandarma Komutanlığı’na gönderilmesi üzerine mesajları alan ilgili personelin Personel Åžube Müdürünü arayarak haber verdiÄŸi sırada Åžube Müdürünün yanında bulunması nedeniyle olayı öÄŸrenen, birliÄŸe gelerek sanık ...’yı arayıp bilgilendirerek ve gelen mesajların ilçelere çekilmesi emrini vererek saat 22:47 itibariyle baÄŸlı ilçe jandarma komutanlıklarına mesajların çekilmesini temin eden ve nihayet bilahere gelen “Sıkıyönetim Direktifi” konulu yasa dışı mesaj emir ve eklerini de sanık ... ile yaptıkları deÄŸerlendirme neticesinde saat 23:15"de baÄŸlı ilçe jandarma komutanlıklarına çektiren ve aynı yerde görevli sanık MEBS Åžube Müdürü Kıdemli BaÅŸçavuÅŸ ...’nin,
... İl Jandarma Komutanlığı’na baÄŸlı ... İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan, il jandarma komutanlığından gönderilen “Hazırlık İkazı ve Birlik İntikali”, “Karargah Sorumlularının Belirlenmesi” ve “Katılışlar” konulu yasa dışı ilk üç mesaj emrini ilçe jandarma komutanlığına ulaÅŸması üzerine nöbetçi Uzman Jandarma ÇavuÅŸ ..."nden, il jandarmadan görüÅŸtüÄŸü bir kiÅŸinin tüm personeli toplamaları yönündeki emri ile birlikte öÄŸrenerek tüm personeli birlikte toplatan ve gelen mesajları, bilahere gelen “Sıkıyönetim Direktifi” konulu yasa dışı mesaj emir ve eklerini ... İlçe Jandarma Komutanlığına baÄŸlı Güzelkent Karakolu’na gönderten, rütbeli personele “Ankara’da oluk oluk kan akmaya baÅŸladı, darbelerle yaÅŸamaya alışın, yarın buraya bir tane yüzbaşı gönderirler ve emirleri talimatları ondan alırız” ÅŸeklinde sözler söyleyen, “whatsapp” isimli mesaj paylaşım uygulaması üzerinden oluÅŸturulan gruptan darbe giriÅŸimini destekleyici içerikli emirleri paylaÅŸan, 16 Temmuz günü darbe giriÅŸiminin baÅŸarısızlığa uÄŸraması üzerine ...’ne “whatsapp” üzerinden attığı mesajlarda önceki emirlerini gizlemeye ve onu savcılıkta vereceÄŸi ifadesi için yönlendirmeye çalışan, gelen yasa dışı sıkıyönetim mesajların kaydedilmiÅŸ olduÄŸu AsayiÅŸ Ceridesi Defterinin ilgili bölümlerine 16 Temmuz günü “görmedim” ÅŸeklinde ÅŸerh düÅŸen sanık Kıdemli BaÅŸçavuÅŸ ..."nın sübut bulan eylemlerinin;
Örgütsel baÄŸları kesin olarak ortaya konamayan sanıkların, icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe giriÅŸiminden haberdar oldukları, suç iÅŸleme karar ve iradesine katıldıkları da kanıtlanamamış olmasına, elveriÅŸli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sundukları katkının tek başına vahamet arz etmediÄŸi gibi, fiilin iÅŸleniÅŸi üzerinde müÅŸterek hakimiyet kurduklarından da bahsedilemeyeceÄŸinin anlaşılmasına nazaran, emir ve eylemin suç teÅŸkil ettiÄŸi açıkça belli olmasına raÄŸmen, emir doÄŸrultusunda hazırlık yapıp beklemeye geçerek ve baÄŸlı birlik/karakol komutanlarına aynı mesajları iletmekten ibaret, zarar tehlikesi bakımından illi bir deÄŸer taşıdığında kuÅŸku bulunmayan eylemlerinin, iÅŸlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaÅŸtırmak (TCK madde 39/2-c) suretiyle Anayasayı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığının kabulü gerektiÄŸi gözetilmeden Daire içtihadına da yanlış anlam yüklenip yasal olmayan gerekçe ile suç vasfında yanılgıya düÅŸülerek Silahlı terör örgütüne üye olma ve Silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından mahkumiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüÅŸ olduÄŸundan, bu sebeplerden dolayı hükmün CMK"nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, suç vasfı, atılı suç için kanun maddelerinde ön görülen ceza miktarı ve sanık ...’nın tutuklulukta geçirdiÄŸi süre gözetilerek tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüÄŸe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle deÄŸiÅŸik 5271 sayılı kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın ... Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneÄŸinin bilgi için ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet BaÅŸsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2019 tarihinde oybirliÄŸiyle karar verildi.
