MAHKEMESİ :Asliye Ceza MahkemesiSUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılıkHÜKÜM : Sanık ... hakkında; mahkumiyet Sanık ... hakkında; beraat 1- Sanık ... müdafinin, beraat hükmü nedeniyle vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; Hükmün sanık ... müdafine 10/06/2014 tarihli oturumda tefhim edildiği, sanık ... müdafinin 11/06/2014 tarihli süre tutum dilekçesinde "temyiz eden sanık" olarak sadece diğer sanık ..."in ismini bildirerek süre tutum dilekçesini sadece diğer sanık ... hakkında vermiş olduğu, sanık ... müdafinin 24/07/2014 tarihli temyiz dilekçesi sunması nedeniyle hükmü 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nun 317. maddesi uyarınca temyiz talebinin süre yönünden REDDİNE, 2-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi"nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.Yargılama sürecindeki işlemlerin hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışılarak değerlendirildiği, vicdanî kanının deliller ve dosyadaki bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, fiilin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, fiile uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlenip uygulandığı, kurulan hükümde bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmış; sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan, hükmün ONANMASINA, 3- Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması hâlinde, borç hileli davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı; katılanın beyanlarından ve mahkemenin kabulünden, önceden doğan borç sebebiyle suça konu belgenin imzalanıp verildiğinin anlaşılması karşısında, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında bu suçtan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,Yasaya aykırı , sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"nin 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.12.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu web sitesi, sisteminin bir üyesidir.